Gökbilimciler, uzun zamandır Güneş sistemimizin 4,5 milyar yıllık tarihinde en az bir gezegenin kaybolduğunu düşünüyordu. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Matthew Clement ve ekibinin Icarus dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Jüpiter ve Uranüs’ün uydularının, geçmişte sistemimizde üçüncü bir buz devinin varlığını işaret eden önemli ipuçları içerdiğini gösterdi. Bilim insanlarına göre, bu iki dev gezegenin uyduları, o dönemde…
Gökbilimciler, uzun zamandır Güneş sistemimizin 4,5 milyar yıllık tarihinde en az bir gezegenin kaybolduğunu düşünüyordu. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Matthew Clement ve ekibinin Icarus dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Jüpiter ve Uranüs’ün uydularının, geçmişte sistemimizde üçüncü bir buz devinin varlığını işaret eden önemli ipuçları içerdiğini gösterdi. Bilim insanlarına göre, bu iki dev gezegenin uyduları, o dönemde var olan ancak kaybolmuş olan bu gizemli gezegen sayesinde günümüze ulaşabildi.
Araştırmalar, Güneş sistemimizin erken dönemlerinde, yani yaklaşık 3 ila 4 milyar yıl önce, dev gezegenlerin Güneş’e ve birbirlerine bugünkünden çok daha yakın yörüngelerde bulunduğunu ortaya koyuyor. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün zamanla birbirleriyle etkileşime girerek bugünkü konumlarına doğru hareket ettiler. Ancak bu yerçekimsel etkileşim, gezegenlerin uyduları için büyük bir tehdit oluşturdu.
Bilgisayar simülasyonlarına göre, Jüpiter ve Uranüs’ün uydularının bu kaotik süreçten sağ çıkma olasılığı oldukça düşüktü. Yapılan testlerde, Jüpiter’in uydularının sadece %15’i, Uranüs’ün uydularının ise yalnızca %9’unun hayatta kalabildiği görüldü. İki sisteminin eş zamanlı olarak hasar almadan kurtulma olasılığı ise %1 civarındaydı.
Uzmanlar, dış Güneş sisteminin erken dönemine ait farklı senaryoları değerlendirdiklerinde, hem Jüpiter hem de Uranüs’ün uydularının günümüze ulaşabilmesinin sadece iki başarılı senaryoya bağlı olduğunu belirledi. Bu başarılı senaryoların ortak noktası, başlangıçta sistemde beşinci bir dev gezegenin varlığıydı. Bu modele göre, Jüpiter’in yörüngesinin değişmesi, bu gizemli beşinci gezegenle etkileşmesine ve sonrasında onu Güneş sisteminin dışına iterek kaybetmesine neden oldu.
Bu kayıp gezegenin varlığı, diğer dört dev gezegenin hareketlerini etkiledi ve Uranüs’ün diğer dev gezegenlerle çarpışmasını engelledi. Jüpiter’in uyduları da bazı sarsıntılar yaşasa da, büyük çapta zarar görmeden yeniden dengeye oturabildi. Bilim insanları, Güneş sisteminin mevcut dengeye kaybolmuş bir gezegenin etkisiyle ulaştığını ve bu hikayenin artık aramızda olmayan bir gezegenin rolüyle şekillendiğini belirtiyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]