Küresel Su İflası – Su Krizi ve Güvenli Suya Erişim Sorunu | Su Kalitesi, Nüfus ve Çevre BM tarafından yayımlanan “Küresel Su İflası” başlıklı rapora göre, kirlilik ve su kalitesindeki bozulma, dünyanın artık bir su krizinden ziyade “su iflası” çağına girdiğini gösteriyor. Rapora göre, yaklaşık 2,2 milyar insan güvenli içme suyuna, 3,5 milyar insan güvenli…
BM tarafından yayımlanan “Küresel Su İflası” başlıklı rapora göre, kirlilik ve su kalitesindeki bozulma, dünyanın artık bir su krizinden ziyade “su iflası” çağına girdiğini gösteriyor. Rapora göre, yaklaşık 2,2 milyar insan güvenli içme suyuna, 3,5 milyar insan güvenli sanitasyon hizmetlerine erişemiyor. Ayrıca, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’i, su açısından “güvensiz” ya da “kritik derecede güvensiz” şartlarla mücadele eden ülkelerde hayatını sürdürüyor.
Rapora göre, dünyadaki büyük göllerin yarısı su kaybederken, suya doğrudan bağımlı insan sayısı dünya nüfusunun dörtte birini oluşturuyor. Sulama için kullanılan suyun yüzde 40’tan fazlası sürekli boşaltılan akiferlerden çekiliyor ve büyük akiferlerin yüzde 70’i uzun vadeli düşüş gösteriyor.
Sulak alanlarda ve buzullarda da ciddi kayıplar yaşanıyor. Son 50 yılda 410 milyon hektar doğal sulak alan kayboldu. Buna ek olarak, bazı bölgelerde buzul kütlelerinin yüzde 30’dan fazlası yok oldu ve birçok nehir artık yılın belirli dönemlerinde denize ulaşamıyor.
Ekonomik açıdan incelendiğinde, su iflasının yıllık maliyeti 5,1 trilyon dolar olarak kayıtlara geçti. Özellikle kuraklık koşullarının yaşandığı dönemlerde, su sıkıntısı çeken insan sayısı artıyor ve ekosistemler zarar görüyor.
Raporun yazarı Kaveh Madani, su iflasının bir başarısızlık durumuna işaret ettiğini ve suyun tasarruf edilmesi gereken bir kaynak olduğunu vurguluyor. Su iflasıyla mücadelede alınacak önlemlerin sadece su yönetimiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çölleşmeyle mücadele açısından da önem taşıdığını belirtiyor.
Madani, suyun ulusal ve küresel düzeyde stratejik bir fırsat sunduğunu ifade ederek, suyun korunmasının vatandaşların ve hükümetlerin ortak sorumluluğu olduğunu vurguluyor. Su iflasının, geleceği yeniden inşa etme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ve insanlığın karşı karşıya olduğu varoluşsal tehdidi hatırlatması gerektiğini belirtiyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]